1938 sonbaharında Nazi Almanyası, Münih Anlaşması’nın yarattığı diplomatik zaferin zirvesindeydi. Berlin sokaklarında ve ordu karargahlarında stratejik bir kibir hakimdi; Führer’in dokunulmazlığına dair inanç, devletin tüm kademelerine sirayet etmişti. İsviçreli teoloji öğrencisi Maurice Bavaud, bu konsolide edilmiş güç yapısının merkezine sızmayı çoktan planlamıştı. Bavaud, ideolojik bir saplantıdan ziyade, hedefindeki figürün dini değerlere yönelik mutlak bir tehdit teşkil ettiği sonucuna varmıştı. Bu, tek kişilik bir imha operasyonuydu.




.jpg)